Çocuk sahibi Olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuk sahibi Olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2011 Cuma

Bebek Sahibi Olmak Hayal Değil

Hemen her evli çiftin hayalidir çocuk sahibi olmak. Ancak Türkiye'de çiftlerin yüzde 15'i çeşitli sebeplerle çocuk sahibi olamıyor. Tıptaki gelişmeler çocuk hasreti çeken çiftlerin imdadına koşuyor. Türkiye Diyanet Vakfı 29 Mayıs Hastanesi'nde pek çok çifti çocuk sahibi yapan Doç. Dr. Birgül Gürbüz 'Çocuk özlemi çeken ailelerin tedavilerinin sonuç vermesiyle yaşadıkları mutluluğu paylaşmak dünyada yaşanacak en güzel duygudur' diyor.
Hemen her evli çiftin hayalidir çocuk sahibi olmak. Ancak Türkiye'de çiftlerin yüzde 15'i çeşitli sebeplerle çocuk sahibi olamıyor. Tıptaki gelişmeler çocuk hasreti çeken çiftlerin imdadına koşuyor.

Türkiye Diyanet Vakfı 29 Mayıs Hastanesi'nde pek çok çifti çocuk sahibi yapan Doç. Dr. Birgül Gürbüz 'Çocuk özlemi çeken ailelerin tedavilerinin sonuç vermesiyle yaşadıkları mutluluğu paylaşmak dünyada yaşanacak en güzel duygudur' diyor. Tüp bebek, maliyeti yüksek bir tedavi yöntemi olduğundan çiftlerin bu konuda sıkıntı yaşadığına dikkat çeken Gürbüz, TDV 29 Mayıs Hastanesi Tüp Bebek Merkezi'nin kaliteden ödün vermeden uygun fiyat politikasıyla daha geniş popülasyona hizmet verdiğini söylüyor. Doç. Dr. Gürbüz binlerce çiftin sorunu olan kısırlık ve tedavisi konusunda sorularımızı yanıtladı:

Kısırlığın sebepleri neler?

Bir çiftin herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmaksızın düzenli cinsel ilişki kurmasına rağmen bir yıl sonunda gebelik oluşmaması durumuna 'infertilite' yani kısırlık denir. Evli çiftlerin yaklaşık yüzde 15'i bu sorunla karşılaşmaktadır. İnfertilite yüzde 40 oranında kadınlardaki yumurtlama problemleri ve tüpler, rahim ve rahim ağzındaki çeşitli hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Yüzde 40 oranında erkek faktörüne bağlıdır ki, bu sperm yapımındaki organsal ve fonksiyonel bozukluklara bağlı olarak gelişir. Geriye kalan çiftlerin yaklaşık yüzde 15'inde hiçbir neden bulunamamaktadır ve bu son gruba 'açıklanamayan infertilite' grubu adı verilmektedir.

Kısırlık nasıl tedavi edilir?
İnfertilite tedavisi tamamen sebebe yönelik basamak tedavisi şeklinde uygulanmaktadır. Her çift ayrı olarak değerlendirilerek, kişiye özel tedavi planlanır. Yumurtlama problemi olan kadınlarda ilaçlarla yumurtlama sağlanır, endometriosis veya cerrahiyle düzeltilebilecek bozukluğu olan kadınlarda cerrahi tedavi uygulanır, erkeğe bağlı infertilitede spermler çeşitli yöntemlerle elde edilerek kullanılır. Çiftin enfeksiyonla ilgili bir infertilitesi mevcutsa uygun antibiotik tedavisi uygulanır. Yani tüp bebek kısırlıkta ilk tedavi seçeneği olmayabilir.

Üremeye yardımcı teknikler hangi aşamada uygulanmalı?

Yardımcı üreme teknikleri kadın vücudunda üretilen yumurta hücrelerinin vücut dışına alınarak erkeğin spermiyle laboratuvar ortamında döllenmesi ve elde edilen embriyonun kadın rahmi içine verilmesi esasına dayanır.Tüp bebek ve mikroenjeksiyon bu tekniklerdendir. Daha önce de bahsettiğimiz herhangi bir cinsel sistem bozukluğu bulunmayan 'açıklanamayan infertilitesi' olan çiftler, üremeye yardımcı teknikler için en uygun adaylardır.Bunun yanında tüpleri ilgilendiren, cerrahiyle düzeltilemeyen hastalıklar ve yapışıklıklar, ileri evre endometriosiz hastaları, erkeğe bağlı infertilitesi olan çiftlere de üremeye yardımcı teknikler uygulanmaktadır.

Probleme göre tedavi seçiliyor:

Aşılama nedir?

İnseminasyon bir suni döllenme tekniğidir. Daha çok rahim ağzına ait problemlerin bulunduğu sperm sayı ve hareketliliğinde hafif bozuklukların bulunduğu veya hiçbir problemin bulunmadığı çiftlerde, açıklanamayan kısırlık durumlarında uygulanmaktadır. Bu yöntemin özelliği, hızlı hareket eden sağlıklı spermlerin seçilmesi, spermleri olumsuz etkileyebilen vajen asit ortamından korunması, spermin yumurtaya yakın bir yere bırakılması ve spermlerin yumurtalık kanallarına daha kolay ulaşma şansının verilmesidir.

Tüp bebek nedir?

Tüp bebek, klasik yöntemlerle gebe kalamayan kadınlarda uygulanan bir tedavi şeklidir. Bu uygulamada, erkek (sperm) ve kadın (yumurta) üreme hücrelerinin laboratuvar koşullarında birleştirilmesi sonucunda oluşan embriyoların, rahim içine ince bir kateterle yerleştirilmesi sağlanır.

Başarıyı neler etkiler:

Mikroenjeksiyon yöntemi nasıl uygulanır?

Hastanın ilaç kullanımı, yumurtaların oluşturulması ve toplanmasına kadar olan aşamalar tüp bebek tedavisiyle aynıdır. Tek fark mikroenjeksiyon işleminde seçilen tek bir sperm hücresinin yine tek bir yumurtanın içine enjekte edilmesidir. Özellikle son yıllarda çocuk arzu eden birçok ailenin bu yöntem sayesinde umutları gerçekleşmiştir. İntrasitoplazmik sperm enjeksiyonu adını da verdiğimiz bu teknikte, mevcut spermler özel mikroskop altında yumurta içine ince bir iğne aracılığıyla enjekte edilir. Döllenmiş olan yumurtalar daha sonra tüp bebek işleminde olduğu gibi rahim içine yerleştirilir.

Tüp bebek ve mikroenjeksiyonda başarıyı etkileyen faktörler neler?

Çiftin infertilite nedeni, annenin yaşı, transfer edilen embriyo sayısı ve tüp bebek merkezinin donanım ve deneyimi sonuçları etkileyen faktörler arasındadır.

Yapmış olduğunuz uygulamalarda başarı oranı yüksek mi?
Hastanemizde yapmış olduğumuz uygulamalardaki başarı, genel ortalama oranı olan; tüm yaş grupları için yüzde 45-50'dir. Gebelik oranları ise; 30 yaş altında yüzde 60, 30-35 yaş arasında yüzde 50, 38-40 yaş arasında yüzde 35-40, 40 yaştan itibaren yüzde 20'dir.

Emekli Sandığı SSK ve Bağ-Kur'lu hastaların tüp bebek tedavileri devlet tarafından karşılanıyor mu?

Bütçe uygulama talimatında belirtilen koşulları taşıyan hastaların üniversite ve eğitim hastanelerinden alacakları raporla ilaç masrafları ve işlem ücretlerinin bir kısmı Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur tarafından karşılanmaktadır.

Akşam

Çocuk sahibi olmak için 40 bahane

Aman canım çocuk sahibi olmanın bahanesi mi olurmuş? demeyin okuyun
1. Herkesin çocuğu var

Siz hariç... Çocuk sahibi olmak için en iyi bahane kabul edin ki bu! Sokağa adım attığınız andan itibaren artık sadece bebek arabalarını görüyor, annesinin elinden tutan ve o sırada bıcır bıcır bir şeyler anlatan çocuklara hayranlıkla ve iç geçirerek bakıyorsanız zaman çoktan gelmiş. Hele hele bir şeker için kendini yere atanlara, çamurların içinde zıplayanlara falan da geniş bir gülümsemeyle bakıyorsanız, tam yolda sessiz sakin yürürken kafanıza isabet eden futbol topuna bile kızmıyorsanız; tamamdır, siz olmuşsunuz.

2. Daha fazla dondurma
Sadece dondurma değil tabii. Çocuk sahibi olunca ne kadar ıvır zıvır yiyecek varsa hepsinden daha fazla yeme şansınız olacak. Ama bunların içinde bir numara olan elbette dondurma. Çünkü bütün çocukların gözdesi o. Başta çikolatalı olmak üzere, 'sade' ve çilekli denilen türlerine özel bir düşkünlükleri vardır. Tabii siz dondurma almaya gittiğinizde kendiniz için olanlarından almak isteyebilirsiniz, o başka... Yalnızca küçük meleğiniz için de, onun sevdiklerinden bir parça almayı unutmayın, yeter...

3. Uyanık kalmayı seviyorsun

E, çok iyi o zaman. Çünkü bebeğiniz doğduğunda geceyle gündüzün arasındaki farkı maalesef bilmiyor olarak doğacak. Bu da demektir ki, sebepli sebepsiz uyuyacak, canı isterse uyanacak, biraz meme emecek, derken efendim tekrar uyuyacak. Bu da paşa gönlü ne zaman isterse o zaman olacak...

4. Monopolde birini yenebilirsin
Şimdi monopolün keyfini çıkarma zamanı. Alın size çocuk sahibi olmak için bir bahane daha. O minik eller zarları her yere atıp da bulamadığında ve siz eğilip zarları bir dakikada bulduğunuzda keyifle gülümsüyor olacaksınız...

5. Sen Tanrı'sın
Bir günlüğüne değil, hem de yaklaşık olarak 15 yıllığına falan... Bebekler çünkü 'boş bir levha' (tabular asa) olarak doğuyorlar. Sıfıra sıfır, elde var sıfır... Bir meme emmeyi biliyorlar, bir de ağlamayı. Onu da bildiklerinden değil, içgüdüsel olmayan şeyleri de öğretmeni bekliyorlar. Levha boş evet, yavaş yavaş yazılacak üstüne, yavaş yavaş çizilecek. Levha dolacak... On beş yaşına geldiğinde seni iplemiyor olacak, arkadaşlarının söylediklerini daha doğru bulacak, evet, ama o güne kadar ne öğretirsen senden öğrenecek, ne diyorsan o olacak!

6. Reenkarnasyona inanıyorsun
Ruhunun bir daha ete kemeğe büründüğünde... olabilir böyle bir şey diyorsun, ama tabii bunu kanıtlayabilecek bir durumda değilsin. Olsun, bir çocuğun olacak. O da bir çeşit reenkarnasyon. Senden parçalar taşıyor, senin içinden çıktı, sen hayat verdin ona. Sen olmasan o olmayacaktı, tamamen sana ait bir şey. Ellerine bakıyorsun, parmaklarına, aynı sen...

7. Yüzlerce yeni oyuncak...

Şaka değil, ciddi. Öyle "Ben ouncağı bu yaştan sonra ne yapayım, deli miyim?" havalarına girmeyelim lütfen. Önce bir çocuğumuz olmasını bekleyelim... Doğmadan önce ilk alışverişlerde bezdi, pişik kremiydi falan alırken zaten eliniz çıngıraklara gitti. Şöyle bir salladınız, aman yahu, ne şeker bir şey dediniz, inkar etmeyin... Ya da bu kitabı okumayı bitirdikten sonra derhal çocuk yapma girişimlerinde bulunacak ve soluğu sonrasında zaten bir alışveriş merkezinde alacak ve bir değil, üç çıngırakla eve döneceksiniz, benden söylemesi...

8. Sabrını test etmek

Bir tümceyi onlarca kez yinelemeye hazır mısınız? Anlamsız bir tümceyi hem de... "Ağzındakileri püskürtmeyi bırak tatlım, bir tanem püskürtme ağzındakileri, bak püskürtme dedim. Üstün başın kirleniyor. Hâlâ püskürtüyorsun... Sen püskürttükçe masa örtüsü de berbat oluyor... Hem gülüp hem de ağzındakileri püskürtmeye devam edersen boğazına bir şey kaçabilir... Kime diyorum? Püskürtme evladım, bak şimdi çok kızacağım. Vallahi kızdım bak. Yeter artık ama son ver püskürtmeye..."

9. Birileri esprilerine gülsün

Şimdi birini güldürebilme sırası sizde. Komik olmasanız bile bu olacak. Siz ne yaparsanız yapın, gülecek, karnını tutacak, hıçkırıklara boğulacak, gözünden yaşlar gelecek... Hayat bir çocukla daha güzel. Onu güldürebildiğiniz an bunu daha iyi anlayacaksınız...

10. 'Seni seviyorum' diyen biri

Siz istemeseniz de gün gelecek, sizi kadar çok sevdiğini söyleyip duracak. Hem de durup duruken... Mesela onun için patates kızartırken, banyo yaptırırken, tırnaklarını keserken, en sevdiği filmi izlemesine izin verdiğiniz an, binsin diye arabanın kapısını açarken... Koşulsuzca birini sevmek ve aynı oranda sevilmek için çocuk yapınız. Kesinlikle yapınız...

11. Çalar saate artık gerek yok... Dakik olmayı öğreneceksiniz...
12. Daha önce görmediğin bütün ormanlar ve parklar seni bekliyor...
13. Ne söylesen inanan biri var!
14. 'Sevdiğin insandan çocuk sahibi olmak' diye bir klişe...
15. Dünyaya bir canlı getirmenin dayanılmaz hafifliği, üreme içgüdüsü...
16. Aile olmak buymuş, gerisi boşmuş!
17. Onlarca yeni hobin olabilir...
18. Masumiyetin gerçek anlamının keşfi.
19. Kimseyi bu kadar sevemezsin...
20. İleride sana bakacak biri olacak. Yalnız ölmeyeceksin...
21. Her gün sağlıklı beslenmek istiyorsun...
22. Gıdıklamak ve gıdıklanmak rutin faaliyet...
23. Islak ıslak öpülmek hoşuna gidiyor...
24. Hayat sürekli bir parti ve aksiyon halinde geçsin istiyorsun...
25. Yeni arkadaşlar edinmeye ihtiyacın var...
26. Arkadaşlarınla konuşurken konu sıkıntısına paydos...
27. Bir bebeğin kokusu nasıldır, o minik ayaklar kaç kere öpülebilir?
28. Yeniden çocuk olmak...
29. Siz de torun sahibi olabilirsiniz...
30. İlk konuştuğu, yürüdüğü, 'anne', 'baba' diyeceği an...
31. Sürekli fotoğrafını çekecek yeni bir şeye sahip olmak istiyorsun...
32. Harcanacak para...
33. Bir konunun uzmanı olmak istiyorsunuz...
34. Eşiniz çocuk istiyor...
35. Kalabalık sofralar arzuluyorsunuz...
36. Düzenden, tertipten hoşlanmıyorsunuz...
37. Kendinize dünyanın en güzel armağanını vermek istiyorsunuz...
38. Teknolojiye ayak uydurup blog sahibi oldunuz ama yazacak bir şey bulamıyorsunuz...
39. Yeni bir hayat...
40. Son madde son söz: Çocuklara evet! 



Çocuk sahibi Olmak İstiyorsanız İyi Beslenin

Sigara, aşırı kafein alımı ve bunun gibi başka zararlı alışkanlıkların, üreme sistemine zarar verdiği bilinen bir gerçek. Eurofertil Üreme Sağlığı Merkezi Medikal Direktörü Dr. Hakan Özörnek, “Ne yediğimiz, ne tür beslenme alışkanlıklarına sahip olduğumuz, hatta ne kadar zararlı alışkanlığa sahip olduğumuz, bir gün bir çocuk sahibi olmamıza engel olabilir.” Diyerek bebek isteyen çiftleri uyarıyor.
Çocuk sahibi Olmak İstiyorsanız İyi Beslenin

Sigara, aşırı kafein alımı ve bunun gibi başka zararlı alışkanlıkların, üreme sistemine zarar verdiği bilinen bir gerçek. Eurofertil Üreme Sağlığı Merkezi Medikal Direktörü Dr. Hakan Özörnek, “Ne yediğimiz, ne tür beslenme alışkanlıklarına sahip olduğumuz, hatta ne kadar zararlı alışkanlığa sahip olduğumuz, bir gün bir çocuk sahibi olmamıza engel olabilir.” Diyerek bebek isteyen çiftleri uyarıyor.

Bebek sahibi olmak istiyorsanız alışkanlıklarınızı belirlerken dikkatli davranmanız gerektiğini aklınızdan çıkarmamalısınız. Dr. Hakan Özörnek “çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin, özellikle sigara ,alkol, çay,suni tatlandırıcılar ve kahve gibi gıdalardan uzak durmaları gerektiğini” vurgulayarak şöyle diyor: “Yapılan araştırmalara göre sigaradaki nikotin, yumurtalıklardaki genetik anormalliğin artmasına sebep olmakta. Hatta bu duruma paralel olarak erken menopoz da görülebilmekte. Sigara içen kadınların gebe kalma oranı içmeyenlere göre daha düşük, bunlarla berber, düşük yapma riski ise daha yüksek. Alkol ise hem erkeklerde hem de kadınlarda ciddi bir tehdit unsuru. Alkol, erkeklerde sperm hareketliliğini ve sayısını azaltmakla beraber, haftada 1-5 kez alkol kullanan kadınların kullanmayanlara göre gebe kalma oranı daha düşük olduğu çok açık bir gerçek.”

Aşırı Kafein Almayın
Dr. Hakan Özörnek’in üzerinde önemle durduğu konulardan biri ise kafein alımı. Bayanlarda kafein alımının gebelik şansını azalttığını belirten Özörnek, kafeinin hamilelikte düşük riskini arttırdığını ve bebeklerin doğum ağırlıklarını olumsuz yönde etkilediğini söylüyor. Bu nedenle gebelik planlayan bayanların kafein alımını en az düzeyde tutmakları ve günlük çay, kahve tüketimini azaltmaları gerekmekte.

Bitkisel İlaçlara Dikkat!
Bayanları yakından ilgilendiren bir konu daha var: Bitkisel ilaç kullanımı. Günümüzde bitkilerden elde edilen ilaçlar yaygın olarak kullanıldığını belirten Eurofertil medikal direktörü Özörnek, bunların başlıcalarının Ginko biloba ve Echinacea purpura içeren ilaçlar olduğunu söylüyor ve bu ilaçların yumurta ve sperm fonksiyonlarını olumsuz yönde etkilediğinin altını çiziyor. Bu açıdan gebelik planlayan bir bayan iseniz bu ilaçların kullanımını bırakmanızda fayda var.

Folik Asiti İhmal Etmeyin
Günlük yediğimiz içtiğimiz gıdaların ne kadar sağlıklı olduklarına dikkat ettiğimiz kadar, gebelik dönemine hazırlanırken de vücudumuzu hangi yollarla takviye edeceğimiz de oldukça önemli bir konu. Bu hususta da Dr. Özörnek gebelik öncesinde özellikle folik asit vitaminin alınmasını öneriyor. Özörnek’in açıklamalarına göre, yapılan çalışmalar gebe kalınmadan 45 gün önceden itibaren folik asit alımının fetusta özellikle omurgaların hatalı gelişimi ile karakterize olan nöral tüp defekti riskini azalttığı kesin olarak kanıtlıyor. Bu nedenle gebelik planlayan bayanların günde 400 mikrogram folik asit almaları gerekmekte. Yeşil yapraklı sebzelerde, fındıkta, bademde ve baklagillerde yoğun bir biçimde bulunan FOLİK ASİT, sağlıklı gebelik için oldukça önemli bir vitamin. Folik asiti ayrıca piyasada multivitamin formül ya da sadece folik asit olarak bulabilirsiniz.

Anne adaylarının kemik gelişimi için güneşten yeterince yararlanmalarını ve kalsiyumdan zenginleştirilmiş yoğurt, süt, fındık, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, kurutulmuş meyveler önerilen besinlerin başında geliyor.



http://www.bircocukistiyorum.com