doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ocak 2011 Cuma

Baba olmak için...Tek bir sperm bile yeterli!

Uzmanlar, günümüzde sperm sayısının giderek azaldığına, hatta pek çok erkekte "Azoospermi" olarak adlandırılan, menide hiç sperm bulunmaması durumunun oldukça yaygın görüldüğüne dikkat çekiyorlar. Bu sorun karşısında tıp dünyası boş durmuyor tabii.
Baba olmak için...Tek bir sperm bile yeterli!

Uzmanlar, günümüzde sperm sayısının giderek azaldığına, hatta pek çok erkekte "Azoospermi" olarak adlandırılan, menide hiç sperm bulunmaması durumunun oldukça yaygın görüldüğüne dikkat çekiyorlar. Bu sorun karşısında tıp dünyası boş durmuyor tabii.
  
Kısırlık sorunu nedeniyle tüp bebek merkezlerine başvuran çiftlerin büyük bir çoğunluğunu artık erkek infertilitesi oluşturuyor. Bunun nedeni de, dünyada ve ülkemizde erkeklerin sperm sayısının hızla düşmesi. Son yıllarda çevremizdeki gürültü ve ısının artışı, endüstri ile inşaat sektöründeki büyüme, sigara ve alkol tüketimindeki artış, iş ortamında aşırı yorulma ve stres gibi etkenler erkeklerin sperm üretimini tehdit ediyor. Günümüzde erkek kısırlığındaki en büyük sorun ise, "Azoospermi", yani menide hiç sperm bulunamaması. Azoospermi kanallarındaki tıkanıklığa bağlı olarak veya sperm üretiminin çok az veya olmadığı durumlarda görülüyor.

Çok değil birkaç yıl öncesine dek menisinde spermi olmayan erkeklerin çocuk sahibi olması imkansız gibiydi. Ancak tıpta teknoloji ilerledi ve bu hastalara da umut doğdu. Adeta sperm avcılığı yapan uzmanlar, tek bir spermin peşine düştü ve bundan faydalanabilmenin yollarını aradı. Sonunda da buldu. Artık "azoospermik" erkekler bile ilaç tedavisi veya mikro tese yöntemiyle çocuk sahibi olma şansını yakalayabiliyorlar.

Doktora ne zaman başvurmalı?

Çocuk sahibi olamayan erkeklerin aklına öncelikle şu soru takılıyor: "Doktora ne zaman başvurmalıyım?" Üroloji Uzmanı. Op. Dr. Emre Bakırcıoğlu, bir yıl boyunca, herhangi bir korunma yöntemi uygulamadan düzenli cinsel ilişkiye girmenize rağmen hamile kalmadıysanız, eşinizle birlikte mutlaka doktora başvurmanızı öneriyor. Günümüzde evliliklerin çoğu artık 30 yaş üzerinde gerçekleşiyor. Bilindiği gibi ilerleyen yaş da tüp bebek yönteminin başarısını olumsuz yönde etkiliyor. Örneğin yapılan bir çalışmada Klinefelter Sendromu olarak adlandırılan ve doğuştan kromozom yapı bozukluğu olan erkeklerde ameliyatla sperm bulma şansının yaşla ilgili olduğu tespit edildi. Yaş ilerledikçe bu gruptaki erkeklerde sperm bulma oranlarının azaldığı tespit edildi. İşte bu sonuçlar da, yardımcı üreme tekniklerinin başarısında erken teşhisin büyük önem taşıdığını gözler önüne seriyor.

Dolayısıyla, kendinizde şüphe duyduğunuz bir takım noktalar varsa, bu süreci beklemeden konunun uzmanına başvurmanızda yarar var. Gelelim muayene aşamasında sizi nelerin beklediğine.

  
Adım adım tanıya doğru

Üroloji Uzmanı Op. Dr. Emre Bakırcıoğlu'na göre; kasık fıtığı, inmemiş testisler, ergenlik döneminde geçirilen kabakulak veya travmalar, erkeğin üreme sağlığını olumsuz yönde etkileyen faktörlerden. Dolayısıyla muayenenin ilk aşamasında, doktorunuz, çocukluk çağından itibaren geçirdiğiniz hastalıklar ve travmalar hakkında sizden detaylı bilgiler ediniyor. Bunların yanı sıra kemoterapi veya radyoterapi tedavisi görüp görmediğiniz, antidepresan veya mide ilaçları kullanıp kullanmadığınız, sigara ve alkol gibi alışkanlıklarınız da yine doktorunuz tarafından sorgulanıyor. Genel sağlık öykünüzle ilgili bilgiler alındıktan sonra fizik muayene, hormon tetkikleri ve genetik incelemelere başvuruluyor. Spermiyogram'da infertilite araştırmasında mutlaka yapılması gereken tetkiklerin başında geliyor.
Spermleriniz ne durumda?

Spermiyogramda dikkate alınan üç kriter var: Sperm sayısı, şekli ve hareket kabiliyeti. Dünya Sağlık Örgütü'nün belirlediği kriterlere göre, çocuk sahibi olabilmeniz için sperm sayınızın 20 milyonun üzerinde olması gerekiyor. Hareket kabiliyeti de en az yüzde 50'nin üzerinde olmalı. Spermiyogramda aynı zamanda meni, yani sıvı miktarı da değerlendiriliyor. Sağlıklı bir erkeğin menisinde en az 2 mililitre sıvı mevcut. Bu miktarın altında görülen değerler, hormon eksikliğine, sperm kanallarında tıkanıklığa veya bu kanalların doğuştan olmadığına işaret ediyor.

Günümüzde tıp dünyasında yaşanan gelişmeler sayesinde tek bir sperm bile artık baba olmaya yetiyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Süleyman Tosun, bu spermlerin mikroenjeksiyon yöntemiyle anne rahmine transfer edildiğini belirtiyor. Ancak verilen meni örnekleri çok dikkatli incelenmezse, az sayıda olan spermler gözden kaçabiliyor. Üroloji Uzmanı Dr. Emre Bakırcıoğlu, bu nedenle baba olup olmayacağınızın kararını veren spermiyogramın mutlaka güvenilir bir laboratuarda ve farklı zamanlarda birkaç kez yaptırılması gerektiği uyarısında bulunuyor: "Örneğin birçok kez sperm örneği incelenmiş ve hiç sperme rastlanmamış erkeklerin yaklaşık yüzde 15'inde santrfüj sonrası yıkama tekniği ile çok az sayıda da olsa sperme rastlanabiliyor." Birkaç kez tekrarlanan spermiyogram analizinde, sperm yıkama öncesi ve sonrasında yapılan incelemelerde hiç sperm bulunamazsa, Azoospermi tanısı konuyor. Yapılan detaylı muayene, hormon tetkikleri ve sperm analizinden sonra, elde edilen tüm değerler dikkatle gözden geçirildikten sonra tedavi aşamasına geçiliyor. Azoospermide altta yatan etkene bağlı olarak ya ilaç tedavisi ya da mikro tese yönteminden yararlanılıyor.

Bebek Sahibi Olmak Hayal Değil

Hemen her evli çiftin hayalidir çocuk sahibi olmak. Ancak Türkiye'de çiftlerin yüzde 15'i çeşitli sebeplerle çocuk sahibi olamıyor. Tıptaki gelişmeler çocuk hasreti çeken çiftlerin imdadına koşuyor. Türkiye Diyanet Vakfı 29 Mayıs Hastanesi'nde pek çok çifti çocuk sahibi yapan Doç. Dr. Birgül Gürbüz 'Çocuk özlemi çeken ailelerin tedavilerinin sonuç vermesiyle yaşadıkları mutluluğu paylaşmak dünyada yaşanacak en güzel duygudur' diyor.
Hemen her evli çiftin hayalidir çocuk sahibi olmak. Ancak Türkiye'de çiftlerin yüzde 15'i çeşitli sebeplerle çocuk sahibi olamıyor. Tıptaki gelişmeler çocuk hasreti çeken çiftlerin imdadına koşuyor.

Türkiye Diyanet Vakfı 29 Mayıs Hastanesi'nde pek çok çifti çocuk sahibi yapan Doç. Dr. Birgül Gürbüz 'Çocuk özlemi çeken ailelerin tedavilerinin sonuç vermesiyle yaşadıkları mutluluğu paylaşmak dünyada yaşanacak en güzel duygudur' diyor. Tüp bebek, maliyeti yüksek bir tedavi yöntemi olduğundan çiftlerin bu konuda sıkıntı yaşadığına dikkat çeken Gürbüz, TDV 29 Mayıs Hastanesi Tüp Bebek Merkezi'nin kaliteden ödün vermeden uygun fiyat politikasıyla daha geniş popülasyona hizmet verdiğini söylüyor. Doç. Dr. Gürbüz binlerce çiftin sorunu olan kısırlık ve tedavisi konusunda sorularımızı yanıtladı:

Kısırlığın sebepleri neler?

Bir çiftin herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmaksızın düzenli cinsel ilişki kurmasına rağmen bir yıl sonunda gebelik oluşmaması durumuna 'infertilite' yani kısırlık denir. Evli çiftlerin yaklaşık yüzde 15'i bu sorunla karşılaşmaktadır. İnfertilite yüzde 40 oranında kadınlardaki yumurtlama problemleri ve tüpler, rahim ve rahim ağzındaki çeşitli hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Yüzde 40 oranında erkek faktörüne bağlıdır ki, bu sperm yapımındaki organsal ve fonksiyonel bozukluklara bağlı olarak gelişir. Geriye kalan çiftlerin yaklaşık yüzde 15'inde hiçbir neden bulunamamaktadır ve bu son gruba 'açıklanamayan infertilite' grubu adı verilmektedir.

Kısırlık nasıl tedavi edilir?
İnfertilite tedavisi tamamen sebebe yönelik basamak tedavisi şeklinde uygulanmaktadır. Her çift ayrı olarak değerlendirilerek, kişiye özel tedavi planlanır. Yumurtlama problemi olan kadınlarda ilaçlarla yumurtlama sağlanır, endometriosis veya cerrahiyle düzeltilebilecek bozukluğu olan kadınlarda cerrahi tedavi uygulanır, erkeğe bağlı infertilitede spermler çeşitli yöntemlerle elde edilerek kullanılır. Çiftin enfeksiyonla ilgili bir infertilitesi mevcutsa uygun antibiotik tedavisi uygulanır. Yani tüp bebek kısırlıkta ilk tedavi seçeneği olmayabilir.

Üremeye yardımcı teknikler hangi aşamada uygulanmalı?

Yardımcı üreme teknikleri kadın vücudunda üretilen yumurta hücrelerinin vücut dışına alınarak erkeğin spermiyle laboratuvar ortamında döllenmesi ve elde edilen embriyonun kadın rahmi içine verilmesi esasına dayanır.Tüp bebek ve mikroenjeksiyon bu tekniklerdendir. Daha önce de bahsettiğimiz herhangi bir cinsel sistem bozukluğu bulunmayan 'açıklanamayan infertilitesi' olan çiftler, üremeye yardımcı teknikler için en uygun adaylardır.Bunun yanında tüpleri ilgilendiren, cerrahiyle düzeltilemeyen hastalıklar ve yapışıklıklar, ileri evre endometriosiz hastaları, erkeğe bağlı infertilitesi olan çiftlere de üremeye yardımcı teknikler uygulanmaktadır.

Probleme göre tedavi seçiliyor:

Aşılama nedir?

İnseminasyon bir suni döllenme tekniğidir. Daha çok rahim ağzına ait problemlerin bulunduğu sperm sayı ve hareketliliğinde hafif bozuklukların bulunduğu veya hiçbir problemin bulunmadığı çiftlerde, açıklanamayan kısırlık durumlarında uygulanmaktadır. Bu yöntemin özelliği, hızlı hareket eden sağlıklı spermlerin seçilmesi, spermleri olumsuz etkileyebilen vajen asit ortamından korunması, spermin yumurtaya yakın bir yere bırakılması ve spermlerin yumurtalık kanallarına daha kolay ulaşma şansının verilmesidir.

Tüp bebek nedir?

Tüp bebek, klasik yöntemlerle gebe kalamayan kadınlarda uygulanan bir tedavi şeklidir. Bu uygulamada, erkek (sperm) ve kadın (yumurta) üreme hücrelerinin laboratuvar koşullarında birleştirilmesi sonucunda oluşan embriyoların, rahim içine ince bir kateterle yerleştirilmesi sağlanır.

Başarıyı neler etkiler:

Mikroenjeksiyon yöntemi nasıl uygulanır?

Hastanın ilaç kullanımı, yumurtaların oluşturulması ve toplanmasına kadar olan aşamalar tüp bebek tedavisiyle aynıdır. Tek fark mikroenjeksiyon işleminde seçilen tek bir sperm hücresinin yine tek bir yumurtanın içine enjekte edilmesidir. Özellikle son yıllarda çocuk arzu eden birçok ailenin bu yöntem sayesinde umutları gerçekleşmiştir. İntrasitoplazmik sperm enjeksiyonu adını da verdiğimiz bu teknikte, mevcut spermler özel mikroskop altında yumurta içine ince bir iğne aracılığıyla enjekte edilir. Döllenmiş olan yumurtalar daha sonra tüp bebek işleminde olduğu gibi rahim içine yerleştirilir.

Tüp bebek ve mikroenjeksiyonda başarıyı etkileyen faktörler neler?

Çiftin infertilite nedeni, annenin yaşı, transfer edilen embriyo sayısı ve tüp bebek merkezinin donanım ve deneyimi sonuçları etkileyen faktörler arasındadır.

Yapmış olduğunuz uygulamalarda başarı oranı yüksek mi?
Hastanemizde yapmış olduğumuz uygulamalardaki başarı, genel ortalama oranı olan; tüm yaş grupları için yüzde 45-50'dir. Gebelik oranları ise; 30 yaş altında yüzde 60, 30-35 yaş arasında yüzde 50, 38-40 yaş arasında yüzde 35-40, 40 yaştan itibaren yüzde 20'dir.

Emekli Sandığı SSK ve Bağ-Kur'lu hastaların tüp bebek tedavileri devlet tarafından karşılanıyor mu?

Bütçe uygulama talimatında belirtilen koşulları taşıyan hastaların üniversite ve eğitim hastanelerinden alacakları raporla ilaç masrafları ve işlem ücretlerinin bir kısmı Emekli Sandığı, SSK ve Bağ-Kur tarafından karşılanmaktadır.

Akşam

Çocuk sahibi Olmak İstiyorsanız İyi Beslenin

Sigara, aşırı kafein alımı ve bunun gibi başka zararlı alışkanlıkların, üreme sistemine zarar verdiği bilinen bir gerçek. Eurofertil Üreme Sağlığı Merkezi Medikal Direktörü Dr. Hakan Özörnek, “Ne yediğimiz, ne tür beslenme alışkanlıklarına sahip olduğumuz, hatta ne kadar zararlı alışkanlığa sahip olduğumuz, bir gün bir çocuk sahibi olmamıza engel olabilir.” Diyerek bebek isteyen çiftleri uyarıyor.
Çocuk sahibi Olmak İstiyorsanız İyi Beslenin

Sigara, aşırı kafein alımı ve bunun gibi başka zararlı alışkanlıkların, üreme sistemine zarar verdiği bilinen bir gerçek. Eurofertil Üreme Sağlığı Merkezi Medikal Direktörü Dr. Hakan Özörnek, “Ne yediğimiz, ne tür beslenme alışkanlıklarına sahip olduğumuz, hatta ne kadar zararlı alışkanlığa sahip olduğumuz, bir gün bir çocuk sahibi olmamıza engel olabilir.” Diyerek bebek isteyen çiftleri uyarıyor.

Bebek sahibi olmak istiyorsanız alışkanlıklarınızı belirlerken dikkatli davranmanız gerektiğini aklınızdan çıkarmamalısınız. Dr. Hakan Özörnek “çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin, özellikle sigara ,alkol, çay,suni tatlandırıcılar ve kahve gibi gıdalardan uzak durmaları gerektiğini” vurgulayarak şöyle diyor: “Yapılan araştırmalara göre sigaradaki nikotin, yumurtalıklardaki genetik anormalliğin artmasına sebep olmakta. Hatta bu duruma paralel olarak erken menopoz da görülebilmekte. Sigara içen kadınların gebe kalma oranı içmeyenlere göre daha düşük, bunlarla berber, düşük yapma riski ise daha yüksek. Alkol ise hem erkeklerde hem de kadınlarda ciddi bir tehdit unsuru. Alkol, erkeklerde sperm hareketliliğini ve sayısını azaltmakla beraber, haftada 1-5 kez alkol kullanan kadınların kullanmayanlara göre gebe kalma oranı daha düşük olduğu çok açık bir gerçek.”

Aşırı Kafein Almayın
Dr. Hakan Özörnek’in üzerinde önemle durduğu konulardan biri ise kafein alımı. Bayanlarda kafein alımının gebelik şansını azalttığını belirten Özörnek, kafeinin hamilelikte düşük riskini arttırdığını ve bebeklerin doğum ağırlıklarını olumsuz yönde etkilediğini söylüyor. Bu nedenle gebelik planlayan bayanların kafein alımını en az düzeyde tutmakları ve günlük çay, kahve tüketimini azaltmaları gerekmekte.

Bitkisel İlaçlara Dikkat!
Bayanları yakından ilgilendiren bir konu daha var: Bitkisel ilaç kullanımı. Günümüzde bitkilerden elde edilen ilaçlar yaygın olarak kullanıldığını belirten Eurofertil medikal direktörü Özörnek, bunların başlıcalarının Ginko biloba ve Echinacea purpura içeren ilaçlar olduğunu söylüyor ve bu ilaçların yumurta ve sperm fonksiyonlarını olumsuz yönde etkilediğinin altını çiziyor. Bu açıdan gebelik planlayan bir bayan iseniz bu ilaçların kullanımını bırakmanızda fayda var.

Folik Asiti İhmal Etmeyin
Günlük yediğimiz içtiğimiz gıdaların ne kadar sağlıklı olduklarına dikkat ettiğimiz kadar, gebelik dönemine hazırlanırken de vücudumuzu hangi yollarla takviye edeceğimiz de oldukça önemli bir konu. Bu hususta da Dr. Özörnek gebelik öncesinde özellikle folik asit vitaminin alınmasını öneriyor. Özörnek’in açıklamalarına göre, yapılan çalışmalar gebe kalınmadan 45 gün önceden itibaren folik asit alımının fetusta özellikle omurgaların hatalı gelişimi ile karakterize olan nöral tüp defekti riskini azalttığı kesin olarak kanıtlıyor. Bu nedenle gebelik planlayan bayanların günde 400 mikrogram folik asit almaları gerekmekte. Yeşil yapraklı sebzelerde, fındıkta, bademde ve baklagillerde yoğun bir biçimde bulunan FOLİK ASİT, sağlıklı gebelik için oldukça önemli bir vitamin. Folik asiti ayrıca piyasada multivitamin formül ya da sadece folik asit olarak bulabilirsiniz.

Anne adaylarının kemik gelişimi için güneşten yeterince yararlanmalarını ve kalsiyumdan zenginleştirilmiş yoğurt, süt, fındık, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, kurutulmuş meyveler önerilen besinlerin başında geliyor.



http://www.bircocukistiyorum.com